30 Haziran 2015 Salı

Bu Gün Dene, Çok Geç Olmadan Dene, Hemen Dene!

Hayat rutin, hayat koşturmakla geçiyor...

Geçiyor evet, istesek de istemesek de geçiyor. Bizler de yaşamımız boyunca, dünya üzerinde ama iyi ama kötü bir misafirlik süreci yaşıyoruz.

Bu misafirliğimiz süresince, her günümüzün yaklaşık 8-12 saatlik dilimini bir iş yerinde çalışmakla geçiriyoruz, kimimiz camı penceresi olmayan bir odada bilgisayar başında, kimimiz yollarda, kimimiz bir inşaat alanında, belki bilek gücüyle belki de beyin gücüyle çalışarak ve yıpranarak.

Tablo ne kadar korkutucu görünüyor değil mi? Aslına bakarsanız hiç de korkutucu değil, tam olarak olması gerektiği gibi.

Neden mi? Olay DNA mızla ilgili... Kuşların DNAsı uçmaya, atların DNA'sı koşmaya programlıdır... İşte size bir sürpriz; insanın DNAsı da bir amaca yönelik olarak çalışmaya programlıdır. Bir kuşun DNAsı ile oynarak uçmak yerine karada yaşamasını sağladığımızı düşünün, yaşamı sizce ne kadar uzun sürer. Aynı şey insanlar için de geçerli. Ve biz insanlar kendi DNA'mız ile oynamayı çok
severiz.



DNA'mızda yazılı olan "bir amaca yönelik çalışmak" olgusundan nefret eder, kendimizi çalıştığımız yerden sokaklara atmak için saatleri sayarız. Oysa dünyadaki hiç bir tat, bir amaca yönelik olarak çalışarak, bu çalışmanın sonucunda ortaya çıkarttığımız küçük veya büyük eserimizin bize yaşatacağı hazzın yerini alamaz.

Üstelik bunu yapmak için doğa tarafından şımartılmış olan üstün yetenekli insanlardan birisi olmamız da gerekmez. Hepimiz kendi becerilerimiz doğrultusunda iş yaşantısı içerisinde bir amaç belirleyebilir ve belirlediğimiz bu amaç doğrultusunda bilgi ve donanımlarımızı arttırarak ortaya farklı değerler çıkartabiliriz.

Çünkü yazının başlangıcında belirtildiği gibi, doğuştan şanslı olan soylu sınıfı dışındaki herkesin yaşamını devam ettirebilmek için ekonomik düzenin bir parçası olması ve bir şekilde diğer insanlara bir servis sağlayarak yaşamını devam ettirecek gelire ulaşması gerekmektedir.

Bu sebepten yapılan iş her ne ise, bu işin yaşamımızın önemli bir bölümüne hakim olacağını kabul etmemiz ve işten kurtulacağımız bir kaç saatlik boş zaman yerine, çalışmakla geçirmek zorunda olduğumuz zamanlardaki yaşam kalitemizi arttırmanın yolunu bulmamız gerekmektedir.

Bunu başarmanın yoluna gelince;

Çalıştığımız iş yerinde bize verilen işi layıkıyla yapmak ve işe bir katma değer ekleyecek fikirler üreterek bu fikirleri hayata geçirmek için çabalamak bu yollardan biridir, tabi ki çalıştığımız
iş ortamında bir çok farklı ve zor karakterle birlikte olmamız gerektiği gerçeğini göz ardı edemeyiz, buna rağmen biz kendi alanımızda elimizden geleni yapar ve oluşturabileceğimiz katma değeri layıkıyla sağlarsak er ya da geç içinde bulunduğumuz iş ortamında veya bir başka iş ortamında, hatta kendi işimizde amaçladığımız başarılara ulaşabiliriz.

Özetlersek her ne işle uğraşıyor olursak olalım, iş içindeki yaşam kalitemizi yükseltmenin yollarını aramak ve bulmak zorundayız, iç huzurun yoğun olduğu mutlu ve dingin bir hayat geçirmenin başka yolu yoktur. Aksi durumda bir günün 10 saatini iş dışında geçireceğimiz 2 saat için heba etmiş oluruz ki, bu da büyük bir zaman israfı anlamına gelir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme